Müminlere Nidalar – M. Sadık Türkmen / 2026 Nisan / 161. Sayı
Ey iman edenler! Peygamberle gizlice konuşmak istediğiniz zaman, gizlice konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Eğer sadaka verecek bir şey bulamazsanız, şüphesiz Allah çok affeden ve çok merhamet edendir. Gizlice konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Mademki bunu yapmadınız Allah tevbenizi kabul etti. O halde namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Rasûlüne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan çok haberdardır.
(Mücadele, 12-13)
Kitabullah müminleri kendileri için en hayırlı olan şeye yönlendirir. İslam tarihinde kendisiyle sadece bir kişinin bir defa amel ettiği bu ayeti kerimede pek çok hikmetler vardır. Özellikle bu ayetin hüküm olarak konulması ve arkasından hükmünün nesh edilmesi Allah’ın müminlere bir lütfudur. İnsan hayatının her döneminde Allah’ın lütufları ile hayatını devam ettirmektedir. Ancak bunu çoğu kez unutur. Böyle bir ayetin inmesi ve ardından gelen ayetle hükmün kaldırılması ibret ile bakan gözler için daimî bir hatırlatmadır.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet edilen bazı hadisi şeriflerde kendisini rüyada görenlerin gerçekten Efendimizi gördüğü, şeytanın ona benzeyemeyeceği belirtilmiştir. Bu rivayetlerden Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in makamının ve Allah katındaki üstünlüğünün büyüklüğü anlaşılmaktadır. Bir Müslüman için Efendimizi rüyasında görmek unutulmaz olduğu gibi aynı zamanda bir şereftir. İşte onun zamanında yaşayan ve onu gören sahabiler için bu görme hadisesinin şerefinin ne kadar büyük olduğu düşünülsün. Bunun yanında onunla konuşma, kelamıyla müşerref olmanın ne kadar büyük bir saadet olduğu tefekkür edilsin. Bu, Allah’ın Peygamber Efendimize verdiği şerefin yansımasıdır.
Malum olduğu üzere Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e zekât ve sadaka alması helal değildi. Efendimiz dünyada bir kul olarak yaşayıp kul olarak Allah’ın huzuruna varmayı tercih etmişti. Onunla gizli konuşma yapmak isteyenler bu konuşmalarından önce sadaka vermekle emrolundular. Bu sadakalar Peygamber Efendimiz adına değil onun çevresindeki yetimler, dullar ve özellikle Mescid-i Nebevi’de ilim okuyan Ashab-ı Suffa içindi.
İnsanı iyi ya da kötü ahlaka sevk eden şey geçmişte yaptığı ve alışkanlık haline getirdiği davranışlardır. Çoğu zaman kalbe gelen iyi niyetleri bu alışkanlıklar söndürür ve nefsin ıslah olmayacağı düşüncesi şeytan tarafından telkin edilir. İşte böyle bir durumda Müslüman hemen kendisini toparlamalı ve daha hayırlı, daha temiz olan şeye yönelmelidir. O da güzel davranışlarda bulunmak ve nefsi azar azar bu alışkanlıklara alıştırmaktır. Nefis, alışkanlık elde ettiği şeylere meyyaldir. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Şüphesiz ki Allah’tan korkanlara şeytandan bir vesvese dokununca, Allah’ı hatırlarlar ve hemen gerçeği görürler.” (Araf, 201)
İnsan, bazen gevşekliğinden bazen de elindeki imkanların yetersizliğinden dolayı muhatap olduğu her emri yerine getiremeyebilir. Bazen de bir emri yerine getirmesi için telkinlerle eğitilip nefsin tefekkür neticesinde muhatap olduğu amele hazır hale gelmesi sağlanır. Bu, uzun bir zamanı içine alacak kadar sürebilir. Bununla beraber Müslüman imkân bulduğu amelleri yapmalı ve bu konuda azimli davranmalıdır. Çünkü bu amellerle sürekli olarak nefis dinçlik hissedecek ve imkân bulduğu anda daha önce yapamadığı amelleri fırsat doğunca yapma kabiliyeti elde edecektir.
Müfessirlerin Ayet-i Kerime ile İlgili Görüşleri
İmam Taberi rahimehullah şöyle der: İsmi yüce olan Allah şöyle diyor: Ey Allah’ı ve Rasûlünü tasdik eden kullarım! Rasûlullah ile gizli konuşmalarınızdan önce fakir ve ihtiyaç sahibi olanlara verilmek üzere sadakayı önden verin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Yani Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile gizli konuşmalarınızdan önce sadaka vermeniz Allah katında sizin için daha hayırlıdır ve kalplerinizi günahtan temizlemek için daha temizdir…
Yine ismi yüce olan Allah şöyle diyor: Yoksa Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile baş başa yapacağınız konuşmalardan önce sadaka vermek suretiyle fakirliğe düşeceğinizden mi korktunuz? Burada Arap dilinde korkma ve sakınma manasına gelen “işfak” kelimesi kullanılmaktadır. Buna göre mana: Sadakayı önce vermek suretiyle yoksulluk ve fakirlikten mi korktunuz? şeklindedir…
İsmi yüce olan Allah yine buyuruyor ki: Mademki baş başa konuşmalarınızdan önce sadaka vermekten uzak durdunuz ve Allah bunu terk etmenize rağmen sizi tevbe ile rızıklandırdı o halde Allah’ın sizden kaldırmadığı ve farz kıldığı namaz, zekat gibi farzları yerine getirin ve size emrettiklerini yerine getirmek, yasakladıklarından da kaçınmak hususunda Allah’a ve Rasûlüne itaat edin.”[1]
Ebu’n-Nasr el-Kuşeyrî şöyle der: “Ey iman edenler! Peygamberle gizli konuşmak istediğiniz zaman…” ayetin bu kısmında Peygamber ile gizli konuşma yapmak isteyen münafıkların önüne set çekme vardır. Özellikle münafıkların gizli konuşmaları nedeniyle şeytan Müslümanların üzülmesini sağlıyordu. Bu yüzden Allah, tıpkı namazdan önce abdest almayı şart koştuğu gibi peygamberle görüşmeden önce temizlenmeleri için insanlara önceden sadaka vermeyi vacip kıldı.[2]
Şeyh Tantavi Cevheri el-Mısri şöyle der: Sadaka ile emir buyurulmasının iki sebebi vardır. Birincisi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile konuşmanın üstünlüğü. Çünkü insan bir şeyi zorlukla elde ederse onu önemser. Ona kolayca ve çabucak ulaşsa onu hakir görür. İkincisi: Fakirlerin faydalanması. Çünkü sahabilerden zengin olanlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile baş başa konuşmayı çokça yaparlardı. Fakirler ise bundan mahrum kalırlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de bu durumdan sıkıntıya düşmüştü. Allah, onları bu durumdan menetti ve Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile konuşmalarından önce sadaka vermelerini emretti.”[3]
Muhammed Ratıb en-Nablusi amellere devam etmek ve onları az görmemekle alakalı olarak şöyle der: Her insanın elinde bazı imkanlar vardır. Bir doktor fakir hastaları tedavi etse bu salih ameldir, avukat mazlum birini müdafaa etse bu salih ameldir, öğretmen fakir ve zayıf bir talebesini basit bir ücret karşılığında eğitse bu salih bir ameldir. İlminden, tecrübenden, malından ve makamından bir şeyler versen bu salih bir amel olur. O halde bunlarla sadece Allah’ın rızasına talip ol: “Biz sizi ancak Allah rızası için yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.” (İnsan, 9) Bu amel senin Allah’a olan itaatine dayansa seni aydınlatır ve Allah azze ve celle’ye ulaştırır. Allah’a ulaştığında ise her şeye ulaşmış sayılırsın ve dünyalıklardan hiçbir şeyi kaçırmış sayılmazsın.[4]
Ayetin Nüzulü ile İlgili Bazı Hadisler
Mücahit diyor ki: Sadaka vermeden Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile münacat yapmaları yasaklandı. Rasûlullah ile bu manada sadece Ali b. Ebi Talip baş başa görüşebildi. O, bir dinarı sadaka olarak verdi ve Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile baş başa görüştü. Bu görüşmelerinde ona on mesele sordu. Daha sonra ise herkesin baş başa görüşebileceğini bildiren ayet ruhsat olarak nazil oldu.
Yine Mücahit, Hz. Ali radıyallahu anh’ın şöyle dediğini anlatıyor: Allah’ın kitabında öyle bir ayet vardır ki benden önce hiç kimse onunla amel etmemişti, benden sonra da amel etmeyecektir. Bende bir dinar vardı. Onu on dirheme bozdurdum. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile gizlice konuşmak istediğimde bir dirhem sadaka verirdim. Bu ayetin hükmü kaldırılınca onunla benden önce hiç kimse amel etmemiş benden sonra da kimse amel edememiş oldu. Sonra ayeti okudu: “Ey iman edenler! Peygamberle gizlice konuşmak istediğiniz zaman, gizlice konuşmanızdan önce bir sadaka verin…”[5]
Ali b. Ebi Talip radıyallahu anh der ki: “Ey iman edenler! Peygamberle gizlice konuşmak istediğiniz zaman, gizlice konuşmanızdan önce bir sadaka verin…” ayeti nazil olunca, Peygamberimize bu konuyu arz ettim. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem “Bir dinar yeter mi, ne dersin?” dedi. İnsanlar bunu vermeye güç yetiremezler dedim. “Yarım dinar olur mu?” dedi. Ona da güç yetiremezler dedim. “Peki ne kadar olsun dersin?” dedi. Ben de (bir arpa tanesi ağırlığında) “şaira” denilen altın miktarı kadar olsun dedim. “Sen de çok zahitmişsin” dedi. Daha sonra “Gizli konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi?” ayeti nazil oldu. Hz. Ali diyor ki: Allah benim vesilemle bu ümmete hafiflik sağlayan hükmü indirdi.”[6]
Ayeti Kerimeden Çıkarılacak Bazı Öğütler
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in Allah katındaki değerine dikkat çekilmiştir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dünyada da ahirette de rahmet vesilesidir.
İnsan, gücünün yettiği şeyleri yapmaktan geri durmazsa ileride daha faziletli amelleri yapmaya imkân ve fırsatlar bulacaktır.
Allah’ın, kullarına karşı merhametinin sonsuz olması. Bazen bu tahammül edemeyecekleri mükellefiyetleri onlara yüklemek ve daha sonra bu hükmü kaldırmak suretiyle ortaya çıkar.
[1]. Camiu’l-Beyan an Te’vil-i âyi-l-Kur’an, aynı ayetin tefsirinden.
[2]. Et-Teysiru fi’t-Tefsir, aynı ayetin tefsirinden.
[3]. El-Cevahir, aynı ayetin tefsirinden.
[4]. Nablusi Tefsiri, aynı ayetin tefsirinden.
[5]. Taberi
[6]. Tirmizi, hn: 3300


