Müminlere Nidalar – M. Sadık Türkmen / 2026 Haziran / 163. Sayı

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun. Herkes yarına ne hazırlayıp gönderdiğine bir baksın. Allah’tan korkun. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan çok iyi haberdardır.” (Haşr, 18)

İnsan hayatının çeşitli aşamaları vardır: Birincisi dünyaya gelmeden önceki ruhlar alemi, ikincisi dünya hayatı, üçüncüsü kabir hayatı, dördüncüsü de haşirden sonra başlayan ve cennet ile cehennemin ebedîliği ile neticelenen hayat. Bu hayat kısımlarının en mühimi, imtihan için gönderildiğimiz dünya hayatıdır. Bu aşama; bir önceki hayat ve bir sonraki hayat arasında bir köprü vazifesi gördüğü gibi, yolun bitiminde insanın akıbetini belirleyen en önemli noktadır.

Allah Teâlâ, müminlere kendisinden iki defa korkmayı emrederek takvanın ne kadar mühim olduğuna dikkat çekmiştir. Çünkü takva, insanın haramlardan sakınması bilincini müminlerin kalbine yerleştirir. Yüce Rabbimizin, kendisini terbiye etmeye yönelik bu emri iki defa tekrarlandıysa artık insanın sürekli uyanık olması ve takvanın gereklerini yapması icap eder.

İnsanın asıl mekânı bu dünya değildir. O, bu dünyada sadece bir yolcu veya yabancı gibidir; asıl konaklayacağı yere hazırlık yapma sorumluluğundadır. Bu yüzden hangi amellerle iştigal ettiğini çok iyi incelemeli, bu konuda amellerinin hassas terazilerde tartılmasından önce onları kendisi iyice ölçmelidir. Her nefis kendi yapacağı amele göre karşılık görecek ve yaptığı ameller ya kurtuluş ya da helak vesilesi olacaktır.

“Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görecektir. Kim de zerre miktarı şer yapmışsa o da onu görecektir.” (Zilzal, 7-8)

Özellikle takva emredildikten sonra amellerin yapılmasına teşvik edilmesi; amellerin, Allah rızasına uygun olmasına dikkat çekmek içindir. Allah, amellerden sadece kendisi için yapılanı kabul edecektir. O’nun rızasına muvafık olmayan ameller, sahibine sadece bela getirecek ve kişi kendisiyle o ameller arasında doğu ile batı arasındaki mesafe kadar uzaklık olmasını temenni edecektir.

“Herkes yarına ne hazırladığına baksın.” Evet, ahiret hayatı o kadar gerçek ve o kadar yakın ki “yarın” diye tabir edilmiş. Gelecek olan her şey aslında son derece yakındır; Allah’ın vaadi de, tehdidi de…

“Allah, ‘Yeryüzünde yıl olarak ne kadar kaldınız?’ der. Onlar da, ‘Bir gün veya bir günün bir bölümü kadar kaldık, sayanlara sor.’ derler. Allah şöyle der: ‘Sadece az bir zaman kaldınız, keşke bilseydiniz.’” (Müminûn, 112-114)

Müfessirlerin Ayet-i Kerime ile İlgili Görüşleri

Muhammed Ratıb en-Nablusi şöyle der: “Niçin takva emri iki kere tekrar etti? Muhtemelen birinci cümle geçmiş zamanlarda yapılmış günahlardan Allah’a tövbe etmek için kullanılmıştır. İkincisi ise gelecekte Allah’tan sakınma amacıyladır. Yani Allah’a karşı geçmiş günahlarınızdan tövbe ederek, gelecekte de Allah’a isyan etmemeye azmederek nasuh bir tövbeyle dönüş gerçekleştirin.”

İmam Cemâlüddîn Ebu’l-Ferec İbnu’l-Cevzi (rahimehullah) şöyle der: “Sizden herkes ahirete ne sunduğuna baksın. Onu kurtaracak salih amel mi yoksa helak edecek kötü amel mi?”

İbn Kesir (rahimehullah) şöyle der: “Bilesiniz ki O Allah, sizin bütün amellerinizi ve ahvalinizi bilmektedir. Sizin amellerinizden hiçbir şey O’nun için gizli değildir. Küçük olsun büyük olsun, işlerinizden hiçbiri O’nun için gizli değildir.”

Hasan-ı Basri ve Katade (rahimehumullah) şöyle dediler: “Kıyamet saatini, sanki yarın kopacakmış gibi yakın gösterdi. Çünkü gelecek olan her şeyin yakın olduğunda şüphe yoktur.”

Nureddin Ali b. Sultan el-Heravi, yani Molla Aliyyu’l-Kari diyor ki; Üstadımız şöyle der: “Kim nefsini muhasebe etmezse kendi halini gözetleyemez. Yarınını gözetleyenin alameti, bugününü korumasıyladır. Bunu da ancak dün yaptığı amelleri tefekkür etmekle elde edebilir.”

Ayet-i Kerime ile İlgili Bazı Mülahazalar

Takva, şekilcilikten ibaret bir durum değildir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Allah Teâlâ, sizlerin cisimlerinize ve suretlerinize bakmaz; ancak sizin kalplerinize ve amellerinize bakar.”