Nebevi Aile – Halime Yılmaz / 2026 Haziran / 163. Sayı

Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salat ve selam, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e, onun güzide ailesi ve ashabına olsun. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi ve hidayeti tüm Müslüman kardeşlerimin üzerine olsun.

24. Evliliğinde Aşkı Yaşamanın Haram Olmadığını Bil!

Kim demiş aşk sadece haram ilişki yaşayanların hissedeceği bir duygudur? Kim demiş aşk haramdır? Kim demiş aşk ayıptır?

Aşk deyince aklınıza ne geldiği ile ilgilidir bu soruların cevabı. Aşk, yeryüzünde sadece sevdiğin varmış gibi yaşamak değilse, aşk sevdiğini haşa tapacak derecede yüceltmek değilse, aşk sevdiğin kişi yok diye haramı kendine helal görmek değilse, aşk sevdiğini Allah’ın, Rasûlünün ve dininin sevgisinin önüne geçirmek değilse ve dozunu aşmadan eşine karşı hissettiğin tutku ve sevgi dolu bir duyguysa bu neden haram olsun, neden ayıp olsun ki? Bilakis haddini aşmayan bir aşk, sünnettir.

Ama bu tür bir aşk bu toplumun büyük kesiminde dile getirilmesi bile ayıp olan bir duygu gibi görülüyor. Artık bu gereksiz tabuyu yıkmak gerekir. Çünkü peygamber sallallahu aleyhi ve sellem helali olan Hz. Hatice’ye karşı hissettiği bu duyguyu doya doya yaşamış ve bunu göstermekten de utanmamıştı. Eğer helal dairenin dışına çıkmayan bir aşk ayıp olsaydı peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bunu yapar mıydı? Üstelik hayanın imandan olduğunu buyuran kendisiydi. Ayrıca kendi evinde bile hayadan taviz vermeyen bir peygamberdi o.

Ebu Said el-Hudrî radıyallahu anh dedi ki:

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kendi odasında (perde arkasında veya evinde) örtüsüne bürünen bakire bir genç kızdan daha hayâlı idi. Hoşlanmadığı bir şey gördüğümüzde, biz bunu mübarek yüzünün ifadesinden anlardık.”[1]

Hatice annemizi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yaşarken el üstünde tutardı ve ona duyduğu sevgiden ötürü de onunla evliyken kimseyle evlenmemiştir. Ona o kadar güvenirdi ve severdi ki ilk vahiy geldiğinde ilk onunla paylaştı. En zor anında ona yaslanırdı.

Hatice annemiz yaşarken Cebrail Peygambere şöyle dedi:

– “Hatice yanına geldiği zaman, ona Rabbinden ve benden selâm söyle! Ona cennette inciden yapılmış bir saray verileceğini müjdele!” [2]

Rabbinden ve Cebrail’den selam almak ne demektir. Sen nasıl bir kadınsın ey Hatice! Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ona duyduğu aşkın kaynağı ortaya çıkıyor. Yine görüyoruz ki Allah, sevdiği kulunu, kullarına da sevdiriyor. Peygamberin Hatice aşkının kaynağı, Allah’ın ona duyduğu sevgiden ileri geliyor.

Hz. Ali’nin rivayetine göre Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kendi zamanındaki yeryüzü kadınlarının en hayırlısı İmran’ın kızı Meryem’dir. Bu ümmetin kadınlarının en hayırlısı da Hatice’dir.”[3]

Bütün bu ahlak ve haya timsali olan peygamber aynı zamanda hanımı Hatice vefat ettikten sonra bile ona duyduğu aşkını, sık sık adını anarak, onun dostlarına hediyeler göndererek belli ederdi. Buhari de bu olayı anlattığı Bab’a “Ahde Güzelce Vefa Göstermek İmandandır” başlığını vermiştir.

Aişe radıyallahu anha dedi ki:

“Ben hiçbir kadını Hatice’yi kıskandığım kadar kıskanmadım. Halbuki o benim peygamberle evlenmemden üç sene önce vefat etmişti. Hatice’yi kıskanmamın sebebi şunlardır: Ben peygamberin onu, sık sık andığını işitirdim. Rabbi peygamber’e Hatice’yi cennette inciden yapılmış bir ev ile müjdelemesini emretmiştir. Bir de Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem koyun keserdi de sonra onun etinden Hatice’nin yakın dostlarına hediye ederdi.”[4]

Aişe radıyallahu anha şöyle dedi:

Peygamber aleyhisselam’ın hanımlarından hiçbirini Hatice’yi kıskandığım kadar kıskanmadım. Üstelik onu (Rasûl-i Ekrem’in yanında) hiç görmedim. Fakat Rasûl-i Ekrem onu sık sık anardı. Bir koyun kesip etini parçaladığında, çoğu zaman Hatice’nin dostlarına gönderirdi. Bazan (dayanamayıp) Rasûl-i Ekrem’e:

– Sanki dünyada Hatice’den başka kadın kalmadı! derdim. Rasûl-i Ekrem:

– “O şöyle şöyleydi” diye özelliklerini sayar ve “Çocuklarım ondan oldu” derdi.[5]

Bir rivayete göre Hz. Aişe:

– Rasûl-i Ekrem koyun kesecek olursa, Hatice’nin arkadaşlarına yeteri kadar gönderirdi, dedi.[6]

Başka bir rivayete göre ise Hz. Aişe şöyle dedi:

Rasûl-i Ekrem koyun kestiği zaman, “Ondan Hatice’nin arkadaşlarına da gönderin” derdi.[7]

Başka bir rivayete göre Hz. Aişe şöyle dedi:

Hatice’nin kız kardeşi Hâle Binti Huveylid bir gün Rasûlullah’ın huzuruna girmek için izin istemişti. Rasûl-i Ekrem Hatice’nin sesini hatırladı ve:

“Allah’ım, bu Huveylid kızı Hâle!” diye heyecanlandı.[8]

Aişe radıyallahu anha’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Kendisine yetişmediğim halde Hatice’yi kıskandığım gibi Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımlarından hiç kimseyi kıskanmadım. (Aişe radıyallahu anha) Dedi ki: Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem– bir koyun kestiğinde şöyle diyordu: “Bunu Hatice’nin arkadaşlarına gönderin.” Aişe dedi ki: Bir gün onu kızdırdım. Ona; Hatice (‘de ne var ki!) dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurdu: “Şüphesiz ben, onun sevgisiyle rızıklandırıldım.”[9]

Bu gibi hadislerden bugüne kadar çıkarılan hep Peygamberin ahde vefası oldu. Ama peygamber’in Hatice’ye duyduğu aşkı kimse konuşmadı. Bu hadislerin içinden Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Hatice’ye aşkı nereden çıkar birlikte bakalım:

1. Aişe annemizin onu kıskanması: Bir kadın başka bir kadını, (eğer kumasıysa ve kendinden önce ölmesine rağmen) en çok eşinin ona duyduğu aşktan dolayı kıskanır. Çünkü kocasının, eski ve vefat etmiş eşine hala vefalı olmasının, ona duyduğu sevgiden başka bir açıklaması olamaz.

2. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in onu sık sık anması: İnsan, eşi vefat ettikten sonra dahi onu anmaya ve sürekli gündemde tutmaya devam ediyorsa onu çok seviyordur.

3. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in koyun kestikten sonra onun yakınlarına pay ayırması: Kimse kimseye, ölmüş eşinin ardından onun yakınlarına iyilik etmedi diye kızmaz ya da bunu yapmayanı kınamaz. Ya da dinimiz bizi böyle bir şeyle sorumlu tutmaz. Bu, seven bir eşin hem vefasından hem de eşine hala duyduğu aşktan ileri gelen bir davranıştır.

4. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in sevdiği kadının kız kardeşinin sesini duyunca o geldi sanıp heyecanlanması: Peygamber’in sevgisinin ilk günkü gibi taze olduğuna ve ona hala aşkla bağlı olduğuna delalet eder.

5. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in aşkını Allah’ın bir lütfu olarak görmesi ve bunu dile getirmekten çekinmemesi:

Şüphesiz ben, onun sevgisiyle rızıklandırıldım.”[10]

6. Hatice’nin radıyallahu anha vefat ettiği yılın “Hüzün yılı” ilan edilmesi: Bir koca, bütün bir yılı eşi vefat etti diye üzüntü yılı ilan ediyorsa, bu sadece eşinin üzerindeki emeğine duyduğu vefadan kaynaklanmaz. Ona duyduğu sevginin büyüklüğüne de işaret eder. Üstelik Peygamber bu duygusunu da dikkat edin açıktan yaşıyor. Gizlemiyor. Eşinin vefatının ardından hüzünle dolu bir yıl geçirmekten utanmıyor ve bunun, eşini seven biri için gayet insani ve normal bir duygu olduğunu gösteriyor. Ama diğer yandan bu aşk onu aşırılığa ve Allah’a isyana da götürmüyor. Burası oldukça önemli bir noktadır. İnsan çok büyük aşkla sevdiği birini öyle veya böyle bir yolla kaybederse, eğer o sevginin dozu kaçarsa yanlışa sapabilir ve Allah’a isyan edebilir. İşte böyle aşırı bir sevgi, İslam’ın onaylamayacağı ve günah olan bir sevgi olur. Ama Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in aşkı aşırı değildi. Onun aşkı bile dengeli ve hoştu. Aşkını ölümünden sonra unutmadı. Ama Allah’a isyan da etmedi. Onu hep yad etti. Ama Allah’ın sevgisinin önüne geçirmedi. Onun öldüğü yılı “Hüzün yılı” ilan etti. Ama bu hüzün onu çepeçevre kuşatıp dinini tebliğden alıkoymadı. Onu hatırlatan bir ses duyunca bile sevgisi ve heyecanı taptazeydi. Ama bu, onu harama sevk etmedi. İşte bahsettiğim sünnet olan aşk, böyle bir aşktır. İnsan eşiyle böyle bir aşkla rızıklandırıldıysa bunu yaşamaktan çekinmemeli ve bunu ayıp görmemelidir. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bunu bizzat örnekliğiyle göstermiştir.

Ama herkes eşiyle böyle bir aşk yaşamakla rızıklandırılmayabilir. Bu da Allah’ın dilediği kullarına lütfedeceği bir rızıktır. Böyle bir rızıkla rızıklanmayan kişiler, evliliklerini “idare” ederek geçinmenin yollarını bulmalıdırlar. Çünkü her evlilik aşkla yaşanmaz. Ama bu rızık kendilerine lütfedilmiş olanlar da helal dairenin dışına çıkmadan bu aşkı “doya doya” yaşamanın haram olmadığını bilerek tadını çıkarmalıdırlar.  


[1]. Buhârî, Menâkib 23; Müslim, Fedâil 67

[2]. Buhârî, Menakıbü’l-ensâr 20

[3]. Buhârî, Menakıbü’l-ensâr 20; Müslim, Fedâilü’s-sahâbe 69

[4]. Buhari, Edeb Bölümü, Bab: Ahde Vefa İmandandır” Hadis no:11

[5]. Buhârî, Menakıbü’l-ensâr 20; Müslim, Fedâilü’s-sahâbe 74-76. Ayrıca bk. Tirmizi, Birr 70, Menâkib 70

[6]. Buhârî, Menakıbü’l-ensâr 20; Müslim, Fedâilü’s-sahâbe 74)

[7]. Müslim, Fedâilü’s-sahâbe 75

[8]. Buhârî, Menakıbü’l-ensâr 20; Müslim, Fedâilü’s-sahâbe 78

[9]. Sahih-i Müslim, Fedâilü’s-Sahabe, hadis no:2435

[10]. Sahih-i Müslim, Fedâilü’s-Sahabe, hadis no:2435