Kapak Dosya – Ümit Şit / 2025 Aralık / 157. Sayı
İslam Davası mı Yoksa Ulus Devlet Davası mı?
Osmanlı İslam Devletinin yıkılması ile birçok Müslüman coğrafyası yetim kaldı. Yetim kalan her Müslüman coğrafyası egemen güçler tarafından asimile edilerek Müslümanların fikir birliği bozulmaktadır. Fikir birliği yok olan Müslümanların birçoğu sekülerleşerek içinde bulunduğu egemen müesses nizamı tazim etmiş ve çocuklarını da bu ölçülerle yetiştirmiştir.
İşte böyle bir asimilasyon projesi birçok yerde uygulandığı gibi en katı ve zalim şekli ile mazlum, yetim, öksüz Doğu Türkistan Müslüman halkı üzerinde de fazlası ile uygulanmış ve uygulanmaktadır.
Doğu Türkistan, Osmanlı İslam Devletinin yıkılışından sonra yetim kalmamıştı. Çünkü doğduğunda yetim olan bir coğrafyaydı. Rus komünistleri ile Çin komünistleri arasında yıllarca yaşam mücadelesi veren bu İslam coğrafyası, bugün büyük ölçüde toplama kamplarında mahkûm hayatı yaşamaktadır.
Amacımız, Doğu Türkistan tarihi anlatmak değil, Doğu Türkistan’ı bir Müslüman olarak nasıl okumakla ilgilidir. Nitekim Doğu Türkistan halkı etnik olarak Türk’tür. Din olarak ise İslam’dırlar. Ancak milliyetlerinden önce dinlerine önem verdiklerini tarih boyunca kurdukları İslam devlet yapılarından anlamaktayız. Özellikle Çin’in ağır baskılarına rağmen yer altı medreseleri işlemeye devam etmiştir.
Doğu Türkistan’ın bağrından, Afganistan’a, ABD işgali ile Veziristan’ın kırsalına, ardından Suriye cihadı ile beraber Suriye’ye geçmiş olan Türkistan İslam Partisi ümmetin küresel cihadına büyük ölçüde destek vermiştir. Önce Afganistan, şimdi Suriye ve şimdi de bekle bizi Çin demişlerdir.
Doğu Türkistan’ı İslam’dan koparıp sadece milliyetçi bir çizgiye indirgemeye çalışan bazı seküler milliyetçi çevreler mevcuttur. Doğu Türkistan’ın Müslüman kimliği altında insan gibi yaşama hakkı için mücadele ettiği ve İslam üzere bir devlet kurma çalışmaları içinde olduğunu tarihte yakinî şekilde müşahede etmiş bulunmaktayız. Sadece milliyetçi bir zihinle algı oluşturmaya çalışan zihniyetlere Osman İslamoğlu’nun (Osman Batur) Alihan Töre’nin, Yakup Bey’in mücadelelerinin laik, demokratik ya da şamanist kökenli mücadeleler mi diye sormak lazım. Doğu Türkistan davası neden milliyetçi bir çizgiye indirgenmek isteniyor? Tabiki konjonktürden etkilenen köle zihinlerin dar bakışlarındandır. Ayrıca tarihi, ortamından ve bağlamından koparma basiretsizliği ile içlerinde yatan İslam düşmanlığı ile alakalıdır.
1789 yılından itibaren zihinlere pompalanan propagandalar ile Hitler, Mussolini, Stalin, Mao, Franco, Pol Pot ve daha nice insanlık katilleri doğmuştur. Bunlar kafatasçı ideoloji ile beslenmişlerdir. Tabi ki insan kendi ırkını sevmeli ancak yüceltmemelidir. Nitekim insanın değiştirmeye güç yetiremediği özellikleri yüceltilmez. İşte Doğu Türkistan davası da milliyetçi bir çizgiye düşürülmek suretiyle İslam ümmeti ile bağlarının kopmasına ve nihayetinde köleleşmiş bir topluma dönüştürülmek istenmiştir.
Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin beyanları ve amelleri ortadayken, tıpkı Filistin davamızı çalmak isteyen sosyalistler gibi Doğu Türkistan davamızı da ırkçı kafalar çalmak istemektedirler. Nitekim Siyonist İsrail’in Filistin’in sosyalist olmasını büyük bir memnuniyet ile karşıladığı gibi, (Abbas’tan biliyoruz) Çin’in de Doğu Türkistan davasının İslam ile bağının kopmasını arzulamaktadır. Nitekim İslam bağından kopan bir millet çabuk asimile edilir… Çabuk adapte olur. Çin bu yüzden namaz, oruç, dini bayram, sakal, tesettür gibi İslam şiarlarını yasaklamıştır. Şimdi bu milliyetçi kafalar Çin’in istediğine, planladığına gafilane bir şekilde yardımcı olmuyorlar mı?
Türklerin tarih sahnesinin baş aktörü olma sebebi İslam’dır. Şayet İslam olmasaydı eski Türk devletleri gibi tarihe karışırlardı ya da şu anki Moğolistan ya da Gagavuzya gibi etkisiz bir ülke olurlardı. Dinini milliyet edinenler, İslam’ın insanı, toplumu ve devleti yücelten etkisinden gafil olmaya ne yazık ki devam edeceklerdir.
Müslüman davası olan Doğu Türkistan… Ümmetin yitik yavrusu Doğu Türkistan… Sadece Allah’a boyun eğdikleri için boyunları vurulanların diyarı, bozkırları kanlarıyla alkırlara çeviren yiğitler ve yiğidelerin coğrafyası; dinlerini, ırzlarını, mallarını, canlarını korumak için kâfirlere karşı ceht ve cihad eden yılmaz bir halkın ülkesi, 35 milyon şehide ev sahipliği yapan mübarek topraklar. Seni neden, ne uğruna, nasıl yalnız bıraktılar?
Günümüz Müslüman coğrafyaların başında bulunan yöneticiler gerek korkaklığı gerek konformistliği ve Çin ile yapılan ticaret, savunma, ekonomi anlaşmalarına attıkları imzalar ile Doğu Türkistan davasının satılmasını da imzalamışlardır. Hatta imzaladıkları kalemi de kırmışlardır. Yöneticilere karşı Müslüman halkların Doğu Türkistan’ı savunması ise işkence, mahkûmiyet, en kötü kısa süreli hapis ile neticelenmektedir. Hatta mülteci ya da sığınmacı olarak gelen Doğu Türkistanlılar, yine bu yöneticiler tarafından Çin’e teslim edilmektedir. Bazı Müslüman yöneticiler ise Çin’e gönderdiği gazeteciler ile soykırım ya da asimilasyon yok demek için Çin devleti ile hiçbir sorunu olmayan Huileri Doğu Türkistanlı gösterme cahiliyetine düşmektedirler. Müslüman halkların Çin’e olan öfkesini, nefretini söndürmek için türlü türlü basiretsiz açıklamalar yapmaktadırlar.
Ülkemizin ise Çin’den 44,9 milyar dolarlık ithalatı, Türkiye’nin toplam ithalatının %13,1’ine denk gelmektedir. Ekonomik sebeplerden dolayı Doğu Türkistan davasına karşı Türkiye medyası da sessiz kalmaktadır. Doğu Türkistan’da da kültürel, dini soykırım uygulanmaktadır. Camiler yıkılmakta, medreseler kapatılmakta, var olan camilere 18 yaşından küçükleri almamaktadırlar. 18 yaşına gelene kadar ise asimile olmaktadırlar.
Müslümanlar olarak ne Gazze’yi Doğu Türkistan’dan ayırırız ne de Doğu Türkistan’ı Suriye’den, Iraktan, Afganistan’dan ve nice Müslüman coğrafyalardan… Doğu Türkistan ırkını, Çinin, Çinlileştirme politikalarından da korumaya çalışmaktadır. Bu doğru. Ancak bunu milattan önceki geleneklerine ya da miladın ilk yüz yılındaki örflerine göre değil, İslam’ın şemsiyesi altında korumaktadırlar. Onlar mücadele ediyorlar. Peki biz bir fert, bir toplum, bir devlet olarak ne yapıyoruz? Hiçbir şey yapamıyorsak bile Doğu Türkistan’ı dualarımızda ve gündemimizden düşürmemenin gereğini Allah için yapmalıyız.


