Serbest Köşe – Derya Fıçıcı / 2026 Mart / 160. Sayı

Ümmeti Muhammed’in kıymetli kızları!

Ey Hz. Hatice’nin, Hz. Ayşe’nin ve dahi ümmetin annelerinin izzetli ve şerefli kızları!

Dünyanın aldatamadığı, İslam’ın izzetini tepeden tırnağa kuşanacak asaletin ve edebin temsilcileri!

Siz ki, dünya her taraftan üzerinize geldiğinde ona asla meyletmediniz. Kocamış dünyanın aldatıcı süsleri sizi asla aldatmadı. O dünya ki, çirkin yüzünü boyamış, yaşlı bedenini aldatıcı bir estetikle kendini size sunduğunda siz ona gülüp cenneti işaret ettiniz. O dünya ki, içinden makamlar teklif etti size ve karşılığında tesettürünüzü istedi, ikna odaları kurdu kimi zaman, ‘Allah’ım katındaki kimliğimiz bize yeter’ dediniz…

O dünya ki, sizinle anlaşmalar yapmak istedi. ‘Gel bak senin örtünü, tesettürünü modaya uyduralım’ dedi, ‘yüzün çok soluk duruyor biraz renk katmak dininden bir şey götürmez, sen daha genç bir kızsın bu kadarını yapmak hakkın!’ diyerek seni aldatmak istedi. Ama sen aldanmak şöyle dursun Allah’ın ipine sımsıkı tutundun. Ve onların tuzaklarını ümmetin kızlarından salmak için hiç durmadan çalıştın. Set oldun örtü ayetini korumak için… Yığınlar üzerine geldi de sen asla yılmadın. İmanın harı (ateşi) eritti dünyanın kardan gelinliğini, simsiyah toprağı kaldı ve işaret ettin herkese ‘bu toprağın altı da var’ diye.

Sen ki yiğitler doğurdun, bağrın İslam diyarı oldu küffarın üzerine yürüyen aslanlar yetişti diyarında…

Soğuk hücrelere atıldın… Mısır’da  adın Zeyneb el-Gazali oldu. Guantanamo’da Afiye Sıddıki. Allah’ın şeriatının ve insanlığa gönderilmiş nizamın coğrafyalara ve gönüllere ikame edilmesi, yayılması için çabaladın.

Allah’ın nizamını muhafaza ederek onu, sapma ve saptıranlardan koruyacak alimler yetiştirmek için yolları aştın…

İslam ümmetinin geleceği annelerin terbiyesinde olacak ve olgunlaşacak, oradan gelişecek. Küffar bunu biliyor ve en çok da seni hedef alıyor. İslam nizamını ikame etmek için Allah-u Teâlâ’ya bedenlerini, gönüllerini, can ve mallarını teslim edenlere Allahu Teâlâ, Âl-i İmran sûresi 196. ayetinde şöyle buyuruyor:

“Rableri onlara karşılık verdi. Ben sizden erkek, kadın hiçbir çalışanın işini zayi etmeyeceğim. Hep birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolunda işkence edilenler, vuruşanlar ve öldürülenler, elbette onların kötülüklerini örteceğim, onları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Karşılıkların en güzeli Allah katındadır.”

İslam’ın kızları, küffarın şeref ve izzetleri ile oynamaya cüret etmeleri üzerine küffar ile savaşmayı, onunla mücadele etmeyi, ona haddini bildirmeyi her türlü tahsilden çok daha asil görürler.

Modernizmin kirlettiği, öz fıtrattan uzaklaştırıp fıtrata aykırı kimliksizleştirme çabalarına karşılık bizi İslam’a, İslam’ın fıtrata uygun nurlu nizamına iletecek uyanıklığın her yeri sarması için her şeyini feda etmeye hazır olan dimdik duran İslam’ın kızlarına selam olsun!

Nesillerini Kur’an sofrasında, mümince terbiye etmeye, bu görevlerini yerine getirmek için elde ettikleri bütün ilimlerini, tahsillerini ümmetin vahdeti için yanıp tutuşarak, bunda ısrar ederek çalışan ümmetin kızlarına selam olsun!

İşte kendi döneminde bu mücadeleyi iliklerine kadar vermiş çeşitli imtihanlara maruz kalan izzetli mücahide Zeynep el-Gazali’nin sözleri ile sizleri baş başa bırakıyorum:

“Evet evlatlarım, değindiğim nokta gerçekten hakikatin ta kendisidir! O zaman, adama ihtiyacımız var demek istiyorum. Peki evlatlar!… Adamlar nereden gelecek?

Yiğitlik için de bir hazırlık vardır. Hırpalanmanın da sebepleri vardır. Yiğitlerin kahramanlıkları varsa, horlanmanın zilleti, arı vardır. Yiğitlerin azmi, iradesi varsa, bunlarla beraber kadınlar da vardır. Asıl onlar güvenin, ırz ve namusu korumanın, devletin kurulması için gerekli esasları hazırlamanın malzemesidir. Sözünü ettiğimiz vasıflardaki kadınlar-erkekler yetişmeden Kudüs’ün alınması, kurtuluşu mümkün olmayacak, yüzümüz gülmeyecektir. Aşağılık duygusu, bir milyarlık Müslüman bir ordunun, bayağı, siyonist bir güç karşısında aldığı hezimetin verdiği aşağılık duygusu da üzerimizden hiç eksik olmayacaktır.

Şimdilerde kahramanlık ruhumuzu genç-ihtiyar eli silah tutan her ferdimize aşılamak zorundayız değil mi? Aynı ruhu kadınlarımıza da verme zorunluluğu mevcut olmalı değil midir? Ancak onlarla milletlerin azim ve sebatlarını, özgürlük özlemini toplamaya, yaymaya başlar; meselelere daha ciddi ve sımsıkı sarılma ruhunu ancak böylece elde edebiliriz.”

Selam ve dua ile.